try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
Hikayeler
Beyan.ORG - Temiz Hikayeler Köşesi

Albatros Hikayeleri - Hızlı Araba Kullanılmaz

HIZLI ARABA KULLANILMAZ

Arabasını çok hızlı kullanıyordu. Şehirler arası trafiğe çıktığında hız sınırını aşar, 150-160'la giderdi. Kendi hayatına değer vermediği için, başkalarının hayatını hiçe sayardı. Neden hızlı araba kullanıyorsun diye sorulduğunda, araba dediğin hızlı kullanılır, şeklinde anlamsız bir cevap vermişti. Birkaç kez kaza yapmış ve bu kazalardan ucuz kurtulmuştu.

Bir gün İstanbul'dan Ankara'ya gitmek üzere yola çıkacaktı. Evinden çıktı, arabasına doğru yürüdü. Albatros oradaydı. Dürbünlü tüfeğiyle sorumsuzu tek kurşunla alnının çatısından vurarak yere serdi.

Albatros Hikayeleri - Evde Köpek Beslenmez

EVDE KÖPEK BESLENMEZ

Yirmi sekiz yaşındaydı. Dört yıllık evliydi. İki yaşında bir oğlu vardı. Bu uzun boylu, kocaman adam yıllar önce satın aldığı yavru köpeği evlenince yanında getirmişti. Küçük oğlunu ata bindirir gibi köpeğin sırtına bindirir ve evin salonunda gezdirirdi.

Evde köpek beslenmez dendiğinde, beslemeyip de ne yapayım? Sokağa atamam ya, gibisinden kimseye faydası olmayan ama zararlı bir cevap vermişti.

Hz. Muhammed: Tebrizli Ebu Cemal

Hz. Muhammed ( s.a.v ) ile yapılan fikir tartışmalarında, O’nu alt edemeyeceklerini anlayan Mekkeli müşrikler, bolca altın vererek, Orta doğunun en büyük şair ve ediplerinden Ebu Cemal’i Tebriz’den getirtirler. Mekke meydanında halk toplanır. Ebu Cemal oldukça hırslıdır ve doğaçlama dörtlüklerle, Hz. Muhammed’i çaresiz bırakıp, O’nu Mekkeli müşriklerin ve Müslümanların gözünde küçük düşürmeye kararlıdır.

Ebu Cemal, şarap kadehini masanın üstüne bırakır ve ayağa kalkar:
“ Ey Muhammed gelsene
Sen de şarap içsene
Gününü gün etsene
Kızlarla eğlensene. “

Hz. Muhammed’in Gençliği: Tuzak

Peygamberimizin ( s.a.v ) gençliğinde, Mekke’deki kervan sahipleri arasında, en iyi ve en doğru kervancının hangisi olabileceği konusunda tartışma çıktı. Kervan sahipleri, genelde Peygamberimizin ismi üzerinde yoğunlaşırken, Ebu Cehil, bu duruma karşı çıktı. Herkes gibi, Peygamberimizin de, bolca deve verilince değişeceğini, iyiliği, doğruluğu bir tarafa bırakacağını söyledi. Ebu Cehil’in planı hazırdı.

Ebu Cehil, Peygamberimizi çağırdı:
- Şam’a gitmesi gereken bir kervanım var. Bu iş için, sana altı genç deve veririm, dedi.

Bunun üzerine Peygamberimiz:

Karagöz İle Hacivat: İdam Fermanı

Günlerden bir gün, Karagöz, Bursa sokaklarında turşu satarken, yanına bir adam yaklaşır.

" Ben beni arıyorum ama bulamıyorum. Sen beni buldun mu? " diye sorar. Adamın ne dediğini anlamayan Karagöz sadece " hı " der. Bunun üzerine adam tekrar sorar:

" Ben kendimi arıyorum ama yokum. Yoksam yokum ve ben yoktan çıkıp, kendimi bulup kendimle kucaklaşmak istiyorum. "

Karagöz: " Bre adam, kendinle nasıl kucaklaşacaksın ki? İnsan ancak bir başkasıyla kucaklaşabilir. "

Karagöz İle Hacivat: İbiş'le Domuz Avı

Karagöz ile Hacivat, yanlarına İbiş’i de alıp, Uludağ’a domuz avına çıkarlar. Önceleri ellerde ok ve yay, kaşlar çatılmış, bakışlar keskin ormanda domuz ararken, sonraları yorgunlukla birlikte ok yaydan, kaş kaştan, bakışlar keskinlikten sıyrılır. Sıkıntıyı azaltmak için Karagöz’ün anlatmaya başladığı av hikâyeleri başına bela olur, çünkü anlattığının hep bir numara büyüğünü İbiş’ten duymak, Karagöz’ün giderek daha çok sinirlenmesine neden olur. Karagöz, İbiş’i uçurumdan aşağı atmakla tehdit eder.

Lepistes, Katil Balık Beta Ve Gromi'ye Karşı

Okan, on yaşında bir çocuktu. Süs balıklarına meraklıydı. Evlerinde bulunan akvaryumda pek çok türden süs balığı bulunuyordu. Bir gün Okan’ın eline süs balıklarıyla ilgili bir kitap geçti. Bu kitabın bir sayfasında gayet güzel bir balık dikkatini çekti. Balığın resmi altında Beta diye yazıyordu. Diğer süs balıklarına oranla biraz iriceydi. Beta kesinlikle akvaryumdaki balıkların arasına bırakılmaz, akvaryum kenarına tespit edilmiş, yarıya kadar su dolu küçük bir kavanoz içinde bekletilirmiş. Mümkünse ayrı bir akvaryuma konması daha iyi olurmuş.

İki Oduncu

Bundan yıllarca önce ülkenin birinde iki oduncu yaşarmış. Bu iki oduncu çok iyi arkadaşmışlar. Kasabanın yakınındaki ormanın kenarına yaptıkları evlerde kalırlar, her sabah birlikte ormana gidip odun keserler, odunları eşeklerine yükleyip kasabada satarlar, bir ihtiyaçları varsa alırlar ve evlerine dönerlermiş. Bir gün bu iki oduncu kasabadan dönerken bir hiç yüzünden kavga etmişler. Ertesi sabah biri ormanın bir tarafına, diğeri öbür tarafına odun kesmeye gitmiş. Artık birbirlerini arayıp sormuyorlar, yolda karşılaşmamaya dikkat ediyorlarmış.

Değirmencinin Kızı

Vaktiyle Anadolu’da bir değirmenci yaşarmış. Sabahları erkenden kalkar, gün boyu değirmende çalışır, buğday öğütmeye gelenlerin kiminden para, kiminden de dua alırmış. Günlerden bir gün değirmene genç bir adam gelmiş. Adam sırtında getirdiği çuvalı bıraktıktan sonra :

Neden Hamam böceğine Kara Fatma deniyor?

Hıristiyan papazlar, çocuklar için yapılan oyun sahasında çocuklarla oynarken, ellerinde içinde hamam böceklerinin olduğu poşeti boşaltır ve “öldürün şu kara fatma’yı“ diye bağırır. Çocuklardan biri üstünü değiştirir, papaz o çocuğa peçeli bir çarşaf giydirir.

Diğer çocuklar, çarşaf giyen çocuğun etrafında yuvarlak oluştururlar ve çarşaf giyen çocuğu birbirine doğru itmeye başlarlar. Çarşaf giyen çocuğu birbirlerine iterlerken “kara Fatma, kara Fatma” diye bağırırlar ve tartaklarlar.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş