try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
Hikayeler
Beyan.ORG - Temiz Hikayeler Köşesi

100 dolarlık ders

Meşhur bir hatip konuşmasına 100 dolarlık bir banknotu elinde tutarak başladı.
- Bu 100 dolarlık banknotu kim ister? diye sordu.
Salonda eller tek tek havaya kalktı.
- Tamam. Bu 100 doları içinizden birine vereceğim, ama önce lütfen müsaade edin, dedi ve banknotu iyice buruşturduktan sonra tekrar sordu:
- Hâlâ kim istiyor?
Salonda aynı eller havaya kalktı. Bu defa, adam, banknotu yere attı ve ayakkabısıyla ezdi. Ardından eğildi ve parayı aldı. Banknot kirli ve buruş buruş olmuştu.
- Hâlâ isteyen var mı? diye sordu.

Kızımı kime vereyim?

Merv şehri kâdısının bir kızı vardı. Ülkedeki, ileri gelen zengin, makam ve mevkı sâhibi kimseler bu kızı isteyince hiç birine vermedi. Bu zâtın Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı. Aradan iki ay geçmiş meyveler olgunlaşmış bolluk bereket gelmişti. Efendisi, Mübârek'ten üzüm isteyince, toplayıp geldi. Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi. O da ekşi çıktı. Efendisi; "Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?" demekten kendini alamadı. Mübârek; "Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!" diye cevap verdi. Bağ sâhibi; "SübhanALLAH iki aydır bağdasın, daha hangisinin ekşi, hangisinin tatlı olduğunu bilmiyorsun." diye çıkıştı.

Ya Bardak Olacaksin; Ya Da Göl ...

Ustaların cıraklarına sadece edindikleri meslegi, zanaatı degil hayatı da ögrettikleri, en genis ve
gerçek anlamıyla ögretmen oldukları dönemde Hintli bir ahsap ustası yasıyordu.

Bu ustanın cıragı büyüdü, ahsap islemeyi ve hayatı ögrendi, kendi işini kurup başlattı.
Bir süre sonra dostlarından biri oğlunu getirdi, ustadan onu yanına çırak almasını istedi.

Fakat bu çırak sürekli yakınıp duran, her şeye bozulan bir çocuk çıktı.

Dört dirhemlik gömlek

Ashab-ı Kiram'dam Ebu'd-Derda r.a. Hazretleri anlatıyor:

Günün birinde bir gömlek almak için çarşıya çıkmıştı. Yolda Ebu Zerr r.a. Hazretleri onunla karşılaştı, nereye gittiğini sordu. Ebu'd Derda r.a. dedi ki:

- On dirheme bir gömlek satın almak istiyorum. Ebu Zerr r.a. ise:

- Dikkat edin! Ebu'd-Derda müsriflerdendir! diye seslenmeye başladı. Ebu'd-Derda r.a. gizlemek istediyse de bunu yapamadı ve dedi ki:

yunus hürmetine...

"Anadolunun iç aydınlığı" bütün Anadolu'nun sevgilisi insan sevgisinin, hoşgörünün sınırlarını,

Yaradılmışı hoşgör

Yaradandarr ötürü

Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil.

mal sevgisi kalbi kaplamamalı

Büyük fıkıh (hukuk) bilgini, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'nin (VIII. yüzyıl) ilmi faaliyetleri yanında ticaretle de meşgul zengin bir zat olduğu malumdur. Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra da ticari işleri ile uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi:

bir musibet bin nasihatten iyidir

Kumandanlarından biri bir zafer dönüşü Halife Hz. Ömer'in huzuruna çıktı. Yanında kısa boylu, tıknaz biri bulunuyordu. Hz. Ömer "Bu kim?" diye sordu. Kumandan anlattı: "Efendim bu benim sağ kolumdur. Hangi görevi verdimse başarı ile tamamladı. En gizli haberleri yerine ulaştırdı. Bazen bir orduya bedel hizmet gördü. Zaferlerimi onun sayesinde kazandım diyebilirim."

Sarı Öküz

Bir mer'ada beraber yaşayan üç öküz varmış. Bu hayvanların biri sarı, biri kara, diğeri de alaca renkliymiş. Bunlar, her zaman birbirine arka vererek otlarlar ve birbirinden ayrılmazlarmış. Kurt, bunları yemek için can atmakla beraber yanlarına yaklaşamıyormuş. Bunun üzerine, gayesine erişmek için bunların arasını ...açmayı düşünmüş. Bir gün alacalı öküz diğerlerinden uzakta iken, sarı ve kara öküzün yanlarına sokulmuş, "Siz ne kadar hoş ve güzelsiniz! Fakat bu alacalı arkadaşınız sizin aranıza hiç yakışmıyor" demiş. Diğerleri bu sözü tasdik edince kurt, "Bunu aranızdan uzaklaştırın" demiş. Onlar, bu işin çaresini sorunca, "Siz bana yardımcı olursanız ben onu sizden uzaklaştırırım"

Allah'ın kullarına merhameti

İslam ordusu düşmanla girşitiği savaşı galip bitirmiş, çok sayıda esir elde etmişti. Alınan esirler ordu komutanı Peygamberimize getirilmiştir. Bu esnada mücahidler garip bir hadieye tanık oldular.Esirler arasında bulunan bir kadın savaş hengamında kaybetmiş olduğu, henüz sütten kesilmemiş küçük yaştaki çocuğunu nihayet araya araya bulmayı başarmış; büyük bir sevgi ve şefkatle küçük yavruyu kucağına alıp bağrına basmış ve orada hemencecik emzirmeye başlamıştı.
Sahabiler bu manzara karşısında hem hayret etmişler, hem de duygulanmışlardı. Olayı Peygamber efendimiz de görmüştü.Ashabına:

Şehirde İnsan Yoktu… ve…. Ey Kimsesizler Kimsesi!

Hayatın günlük akışında çoğu zaman sorgulamadan kabul ederiz yolumuza çıkanları. Yaşadığımız çevre, öyle veya böyle birlikte olduğumuz insanlar, beraber büyüdüğümüz hayatı birlikte tanımaya başladığımız ailemiz, kardeşlerimiz sorgusuz sualsiz kabul ettiklerimizden. Küçük yaşlarda mutlak doğru kabul ettiğimiz şeyler belli bir yaşa gelince artık sorgulanır olur. Gerçekte kendimizin, kim olduğumuzun peşindeyiz demektir. Uyarılara kulak tıkarız, o yoldan geçmişlerin tecrübelerine güvenmek yerine kendi hikâyemizi yazacak kelimeleri kendimiz keşfetmek isteriz.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş