try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
Hikayeler
Beyan.ORG - Temiz Hikayeler Köşesi

İki fincan kahve ve kavanoz

Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız!

Bir gün bir profesör, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker,

Görmüyordu, Duymuyordu ama insanlığın ışığı oldu

Renklerden ve seslerden mahrum Bir Çocuk..
Tüm insanlık için insan beyninin ne büyük mucizeler yarattığının canlı örneğiydi. Helen Keller 27 Haziran 1880 de dünyaya geldi. Ancak henüz 19 aylıkken geçirdiği birkaç gün süren yüksek ateşli bir hastalık sonucunda görme, işitme ve konuşma yeteneklerini kaybetti. İnsanı adeta bir kara kuyuya hapseden bu rahatsızlık dış dünyayla bağlantısını kopardı.

İlkokul mezunu bile olmayan çoban 3 kitap yazdı

Şanlıurfa’dan Ankara’ya kitap okuyarak yürüyen, ilkokul mezuniyeti bile olmayan çoban şair Ahmet Aslan, koyun otlatırken bulduğu ilginç taşlardan esinlenerek 3. kitabını yazdı. Ahmet Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıl önce iş bulamadığı için Şanlıurfa’dan yola çıktığını, bir yakınının yaşadığı Konya’nın Cihanbeyli ilçesine geldiğini söyledi.

“Burada ne iş yapabilirim” diye düşünürken çobanlığın, ailesinin geçimini sağlayacak parayı kazandırabilecek bir iş olduğunu öğrenip, Gölyazı beldesine bağlı bir köyde işe başladığını anlatan Aslan,

Üniversiteden terk, garajdan mezun

Türkiye’de hayatını kurtarmak isteyen gençler için “tek” adres üniversiteyi kazanmak olarak gösterilir. Küçük yaşta çocukların çalışmak istediği meslekler de buna göre şekillenmiştir.

Doktor mühendis avukat vs... Üniversitelerin en yüksek puan isteyen bölümleri de bu meslek gruplarına aittir ve gelecek arayanların hücumuna uğrar. Türkiye’de gençlik yılları okul dershane ve ev üçgeninde geçirilen saatlerce sınav hazırlığı ile geçer. Her yıl Forbes dergisi dünyanın zenginleri listesini açıklar.

Öğretmen olmak

Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki,

Duanın Gücü

Sararmış, Keltepe’nin üzerine inen güneş eteğindeki son kızarıklığı da toplamaya başladı. Kurumaya yüz tutmuş derenin kenarında ilerlerken kurbağalar bağırdı. Az da olsa yeşilini dereden alan ayrık otlarına dönen eşeği elindeki sopayla yola koydu. "Deh! Bırak şimdi ayrık otlarını! Akşama camiye yetişelim!" Hayvan, hayır demez bir vaziyette yorgun adımlarla devam etti.
Sıvanan kamış tozları kavrulmuş saman renkli yüzünü kaşındırdı. Arif amca ensesinden mendili çözdü. Başına doğru sallayıp serinlemeye çalıştı.

Yemesi kolay olsun

Timur'un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar.
Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca'yı alır.
Nasreddin Hoca hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görür ve sebebini sorar.
Cevap aynen şöyle olur :
- Yemesi kolay olsun diye !

Yazı tura

Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelip başına dikilmiş:
- Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?
Temel:
- Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum

Asaf Halet Çelebi

Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Bey'in oğlu olan Çelebi İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde 8 yıl eğitim gördü. Babasından Fransızca ve Farsça, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ile Rauf Yekta Bey’den musiki ve nota dersleri aldı. Kısa bir süre kaldığı Fransa'dan dönüşünde üç yıl Sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi’nden mezun oldu.

Ahmet Muhip Dıranas

1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar, şiir sevgisinin gelişmesinde etkili oldular. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı(1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra İstanbul'a gitti, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve burayı bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi resim yardımcılığında bulundu.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Ne tür hikayeler okuyorsunuz:

Son yorumlar

İçeriği paylaş